Diyarbakır Surları için uzman toplantısı başladı

Kültür ve Turizm Bakanlığı Diyarbakır Valiliği ve Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ortaklığıyla “Diyarbakır Kalesi ve Tarihi Şehri” başlıklı ICOMOS/ ICOFORT toplantısı açılış konuşmalarıyla başladı. Dicle Üniversitesi Kongre Merkezi’ndeki toplantıya Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, BDP Diyarbakır Milletvekili Altan Tan, Vali Mustafa Toprak, Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, Diyarbakır Kalesi ve Surlar Alan Başkanı Nevin Soyukaya, ICOFORT Başkanı Milagros Flores, ICOMOS TR Milli Komitesi Genel Sekreteri Doç.Dr.İclal Dinçer, ÇEKÜL Vakfı Başkanı Prof. Dr. Metin Sözen, Dicle Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ayşegül Jale Saraç ve 15 farklı ülkeden ICOMOS ve ICOFORT yetkilileri ve uzmanları katıldı.

Toplantının açılış konuşmalarında Diyarbakır Kalesi ve Surlar Alan Başkanı Nevin Soyukaya, Diyarbakır Kalesi’nin kentsel tarihinin belgesel değeri hakkında bilgilendirmede bulundu. Bu seçkin mirasın korunarak, geleceğe taşınması için bir yol haritası niteliğinde Alan Yönetimini kurduklarını söyleyen Soyukaya, bu toplantının Diyarbakır surlarını uluslar arası platformda tanıtmak amacıyla yapıldığını belirterek, dünyadaki kültürel değerlerin korunması konusunda bilgi aktarımının yapılacağını söyledi. ICOFORT Başkanı Milagros Flores ICOFORT’un ICOMOS tarafından kuruluna bir danışmanlık hizmeti veren bir kuruluş olduğunu ifade etti. 35 farklı ülkeden üyelerin bulunduğunu ve ICOMOS’un rolüne yardımcı olmak için kurulmuş, mesleki, profesyonel hizmet sunduklarını bildiren Flores, “Yapıların, peyzajların, anıtsal tarihi, savunma yapılarının korunması, yaşanan problemlerin çözüm için uluslar arası alanda aktif duruma getirilmesi sağlanmaktadır” diye konuştu. Flores, ICOFORT üyelerinin Diyarbakır surlarının tanımlanmasından duyduğu memnuniyeti de dile getirdi. Koruma meşakkatli bir iştir ICOMOS TR Milli Komitesi Genel Sekreteri Doç. Dr. İclal Dinçer de toplam 962 kültür ve tabiat varlığının listeye kayıtlı olduğunu Türkiye’de ise ancak onlu sayılarda olduklarını belirtti. 2012 yılında da kültür ve tabiat varlıkları üzerindeki yok olma tehdidinin benzer şekilde devam ettiğine dikkat çeken Dinçer, “Koruma meşakkatli sabır ve emek isteyen bir eylem. Bu süreci iyi yönetmek gerekir” dedi. Dinçer, 90 üyesi bulunan ICOFORT Türkiye’nin 10 temsilciyle toplantıya katıldığını belirterek, Diyarbakır Surlarının Dünya Miras listesine girmesi için ellerinden geleni yapmaya hazır olduklarını söyledi.

ÇEKÜL Vakfı Başkanı Prof. Dr. Metin Sözen ise “Diyarbakır farklı, zor, fakat dik durmayı bilen bir kimlikle buraya geldi” diyerek sözlerine başladı. Bu ülkede 50 yıl önce bütün yapılmış yanlışların çok kısa süre önce değişen, dönüşen farklı kimlik arayışlarının arttığına tanıklık edilen bir dönemde toplanıldığını söyleyen Sözen, şöyle konuştu: “Biz burada yoksulluk ve yoksunluk içinde kültürel mirasa öncelik tanıma gibi bir fantezisi olmayan bir toplumda kültürel mirası öne çıkarıyoruz. Birinci koşul olarak koyuyoruz. Sizler 2000 yılından başlayarak değişen ve dönüşen bir şeyin 13. yılında buradasınız.” Toplumların her zaman yanlışlar yaptığına, savaşların her zaman büyük tahribat yarattığına dikkat çeken Sözen, Avrupa’nın, Amerika’nın, dünyanın yanlış düşündüğü anların olduğuna vurgu yaparak, “Kimse sütten çıkmış ak kaşık değil. O yüzden uluslararası kuruluşlarda yandaş aramıyoruz. Beraberliğe dayalı dünya kültürünün yeni derinliklerini arıyoruz” diye konuştu. Kutsal topraklardasınız Diyarbakır’daki toprakların kutsal olarak anıldığını bildiren Sözen, arkeolojik dünyanın Diyarbakır çevresinde yaptıkları araştırmalarla insanın uygarlığa dönüştürdüğü her şeyin 15 bin yıllık derinliğini aradıklarını ifade etti. Sözen, “O yüzden bu topraklardaki yanlışları öne çıkararak değil, tarihi yapıtlar hangi koşullarda ayakta ona bakmalı. Her şeyin yerli yerinde olduğu bir yerde korumak kolaydır, paylaşmak kolaydır. Aydın kesimin öne çıkarak yeni irade oluşturması kolaydır. Kamu yerel sivil birlikteliği daha kolaydır. Ama zorluklar içinde bu kale bugün karşınızda duruyorsa büyük bir çabanın sonucunda duruyor” diye konuştu. Yerelden seçilmişler ve atanmışların beraberliğe dayalı, sivil toplum örgütleriyle geleceği hazırlamazsa bunun geçici bir kültürel koruma olduğunun altını çizen Sözen, şunları söyledi: Diyarbakır model bir kenttir “Bu koruma sindirilmiş, özümsenmiş, içselleştirilmiş olamaz. Zorlanan bir toplumda kültür öne geçemez, yaşam kaygıları öne geçtiği anda kültürün gündem oluşturması zordur. O yüzden Diyarbakır’dan baktığımız zaman zorluktan diri durmaya, zorluktan geleceği kurmaya, geçmişin büyüklüğünü elimizden geldiği oranda değerlerini vererek, yarına taşıma çabası veriyor. O yüzden kılı kırk yaran uzmanlık konularına hiç sıcak bakmıyorum.” “Diyarbakır model bir kenttir, bir laboratuardır” diyen Sözen, “O yüzden bastığınız toprağın geçmiş derinliğini asla zedeletmek istemiyorum. Kalabildiği kadar, koruyabildiğimiz kadar, sefaleti önleyebildiğimiz kadar burada yarınları kurmak istiyoruz. Bu bakımdan düz bir uzman bakışıyla değil, yüreğinizle, bilincinizle, gelecek umuduyla bu topluma bakın” diye konuştu. İnsanlık ailesine sahip çıkıyoruz Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir de Diyarbakır’ın kültürel mirasına sahip çıkarak sadece Diyarbakır’a değil insanlık ailesinin bilincine, insanlık ailesinin geçirmiş olduğu evrelere, insanlık onuruna ve geleceğine sahip çıktıklarını söyledi. 2000 yılından bugüne kadar diğer bütün dinamiklerle birlikte çok önemli mesafe kat ettiklerini söyleyen Baydemir, şunları söyledi: “Bütün çabamız buradaki köklü mirasın, muhteşem değerlerin dünya tarafından görülmesidir. Bugün çok önemli bir basamaktayız. Bundan sonrası umarım çorap söküğü gibi gelecektir. Çünkü Diyarbakır ortak düşünmeyi başardı, birlikte hareket etmeyi başardı. Artık Diyarbakır’da yaşayan birlikte üretmekten, birlikte çaba sarf etmekten kaçınanı dışlıyor, senin buna hakkın yok diyor. Bu başarının teminatıdır. Kimliğimiz, kuruluşumuz, ismimiz ne olursa olsun bu kentin geleceği için yekyürek ve yekvücut olmayı bu toplantıda başardığımızın ispatıdır.” 90’lı yıllarda zorunlu göçe maruz kalıp barınma ihtiyacı hisseden insanların güvenlik için sırtlarını Diyarbakır surlarına dayadığını hatırlatan Baydemir, “Diyarbakır surlarının etrafında derme çatma yapılar inşa ettiler. Elbette ki bu bir tahribattı ama bu insanın fıtratında var olan bir davranıştı. Tam da bu noktada yerel yönetimlerimiz devreye girdi, ikna etti. İkna etme süreci uzun sürüyor ama farkındalık yaratıyor, bilinç oluşturuyor, kalıcılaştırıyor” dedi. Suriçi’ndeki çarpık yapılaşmanın tamamının arındırıldığını, sur dışındaki halkanın da yüzde 75’inin tamamlandığını aktaran Baydemir, İçkale’de Valilik, TOKİ ve Kültür Bakanlığı ve kentteki diğer dinamiklerle birlikte yaptıkları çalışmayı anlattı. Savaşsız bir fetih yaptık “Bir kez daha binyıllar öncesine fetih yaptık” diyen Baydemir, “Ama bu fetih savaşsız, kavgasız, bütün yüreklerin içinde yer aldığı bir fetihtir” diye konuştu. Dağkapı Meydanı’ndan, Bağdat Caddesi’nden Ulu Camiye, Hasanpaşa hanına bir zaman tüneli içinden geçmişe yolculuk yapma imkanına sahip olduklarını ifade eden Baydemir, “Bugün Diyarbakır’da yaşayanlar olarak Diyarbakır’ın kültürel mirasının muhteşemliği, heybeti konusunda farkındayız diyoruz. İnsanlık ailesinin ortak değerini tanıştırmak istiyoruz” diye konuştu. 2013 yılının hem surlar yılı olması hem de barış yılı olması için yaptıkları çalışmaları aktaran Baydemir, “Zira bu kent hiçbir zaman insanını namerde muhtaç etmedi. Bereket, ticaret şehri oldu. 2013 yılı barışın yılı oluyor. Hem surlar yılı oluyor hem de barış sürecine önemli katkılar sunarak ilerliyor” diye konuştu. Tan: Kalp gözüyle bakın BDP Diyarbakır Milletvekili Altan Tan da çok büyük bir yorgunluğun, tahribatın sonucunda bu mirasın bugünlere geldiğini belirterek, bu toplantının medeniyet miraslarını tekrar ayağa kaldırmak amacını taşıdığını söyledi. Tan, UNESCO’ya gönderilen dosyaların bürokratik engellere takıldığına dikkat çekerek, “Eğer bu dosyalar ve evraklarda ufak tefek hatalar varsa da bunlara kılı kırk yaran bir bilim gözüyle değil de kalp gözüyle bakmanızı rica ediyoruz. Bu bürokratik işlemleri geri döndürme yerine ön açıcı bir destek verirseniz size minnettar kalacağız” dedi. Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker ise Diyarbakır’ın sivil mimarisinin sosyal barışın korunmasına dönük birçok unsur barındırdığını ifade etti. Kentin mimarisine uymayan yapıların yıkılmaya başlandığını belirten Eker, Diyarbakır’ın şu anda böyle bir süreç yaşadığını ifade etti. Toplantıdan çıkacak raporun Diyarbakır’ın dünya mirasına adaylığıyla ilgili hazırlanacak dokümana esas olacağını belirten Eker, herkesin bu mirasa sahip çıkmasını istedi.



Bu İçerik 16.04.2013 Tarihinde Güncel Kategorisinde Yayınlanmıştır