Diyarbakır Kalesi
Diyarbakır Kalesi,diyarbakır,kalesi

Diyarbakır Kalesi

Binlerce yıldır kutsal bir emaneti bekler gibi bu kentin tarihi bekçiliğini yapan Diyarbakır Kalesi,  kente can veren Dicle Nehrinin yanında yükselen bazalt platonun doğu kıyınsındaki geniş düzlük üzerinde yer alır. Kale, kentin ilk kurulduğu içkale  ve onu tamamlayan dış kaleden oluşur.
İçkale; ilk yerleşim yeri olarak kentin çekirdeğini oluşturmuştur. Burada bulunan küçük çaplı kale, M.Ö. 3700-3500 yılları arasında Hurri-Mitaniler tarafından inşa edilmiştir.
Diyarbakır küçük kralıklarla birlikte  tarihin değişik zamanlarında 33 farklı medeniyeti temsil eden kavim, devlet ve kültüre  ev sahipliği yapmıştır. Egemen olan her medeniyet kendi güvenlik ihtiyaçları doğrultusunda surları genişletmiştir. Surlar  M.S. 349 yılında Roma İmparatoru II. Constantius zamanında yeni baştan onarılmıştır.M.S. 362 yılında Sasaniler ile Romalılar arasında yapılan anlaşmayla, Roma’nın önemli kalelerinden biri olan Nusaybin (Nisibis) Kalesi Sasanilerin eline geçmiş, burada bulunan Hıristiyan halk dinsel nedenlerle Diyarbakır’a göç ederek, kalenin batı kısmındaki düzlükte iskan edilmişlerdir. Bu göçten sonra 367-375 yılları arasında kentin batı surları yıktırılarak Nusaybin (Nisibis) halkı sur içine alınır. Böylece Diyarbakır Kalesi yeni biçimini almıştır.Yeni surlarla şehir genişleyince, yönetim merkezi olan ilk kale, İçkale durumuna gelmiştir. İçkale’nin ikinci kez genişletilmesi 1524-1526 yılları arasında Osmanlı Padişahı Kanuni Sultan Süleyman tarafından yapılmıştır. Daha sonra yapılan eklenti ve onarımlarla günümüzdeki son halini almıştır.
 Ayrıca İçkale’de bulunan ve ilk yerleşim noktası olarak bilinen Amida Höyük’te (Virantepe) 1961-1962 yılları arasında yapılan arkeolojik kazı çalışmalarında, 1200-1222 yıllarından kalma Artukoğulları devrine ait saray kalıntıları ortaya çıkarılmıştır. 
 Diyarbakır Kalesi’nin kuşbakışı görüntüsü bir kalkan balığını andırır. Surların üzeri, kente egemen olan uygarlıkların izlerini taşıyan oyma, kabartma ve motiflerin yanı sıra onu bir kuşak gibi çevreleyen yazıtlarla bezelidir. Surların uzunluğu yaklaşık 5.700 metre, yüksekliği 10-13, kalınlıkları  ise 3-5 metre arasında değişmektedir. Diyarbakır Kalesinin kare, çokgen ve yuvarlak planlı olmak üzere; toplam 82 burcu vardır. Bunlardan en önemlileri; Keçi Burcu (Birca Keçikê), Yedi Kardeş Burcu, Ulu (Evli) Beden Burcu* ve Nur Burcu’dur. Dış Kale’nin dört yöne açılan, mimarlık tarihi açısından birbirinden önemli, dört kapısı vardır. Kuzeyde Dağkapı (Harputkapı), batıda Urfakapı (Rumkapı), güneyde Mardinkapı (Telkapı), doğuda Yenikapı (Dicle veya Sukapı) yer alır.


5.600 yıl, her türlü saldırı ve istilaya karşı varlığını koruyan surlar 1932 yılında dönemin valisi tarafından, Derê Çiyê civarındaki  surlar “kentin hava akışını engellediği” gerekçesiyle  yıktırılır. Bu trajik yıkımı gören  Fransız araştırmacı, arkeolog Albert Louis Gabriel, durumu telgrafla merkezi idareye  bildirir ve yıkımın önüne geçer. Böylece “hava akışını engellediği”  gerekçesiye yıktırılan Surlar, şimdiki haliyle tarihin eksik bir parçası gibi durmaktadır.

Burçlar (Birc)

Yedi Kardeş Burcu (Birca Hosta): Artuklu Dönemi (1208) eseri olan burç, Evli Beden Burcu ile aynı dönemde inşa edilmiştir. Burca adını veren  Usta Çırak Efsanesi’dir.
Burç üzerinde, çift başlı kartal ve aslan kabartmaları vardır. Kitabede ise burcu yaptıranlar için dualar işlenmiştir.
Evli-Ulu Beden Burcu (Birca Şagirt): 1208 yılında yapılan bu Artuklu eseri, silindirik yapısı, onu çevreleyen kitabesi, çift başlı kartal ve Mezopotamya Mitolojisi kökenli kanatlı aslan (sfenks) kabartmasıyla dönemin en güzel eserlerindendir.
Keçi Burcu (Birca Keçikê): Mardin kapısının doğusunda yer alır. Güneş tapınağı üzerinde kurulmuş olan bu burcun kesin yapım tarihi bilinmemekle birlikte, üzerinde yer alan kitabede Mervaniler tarafından onarıldığını öğrenmekteyiz. Hevsel Bahçeleri’nin, tarihi Pira Deh Derî’nin, Dicle Nehri’nin, Kırklar Dağı’nın, Seman Köşkü’nün (Gazi Köşkü) ve Sur İçi’nin panoramik açıdan izlenebileceği en muhteşem noktalardan biridir. Keçi Burcu  Diyarbakır Surları üzerindeki en eski ve en büyük burçtur. Burcun içinde ön kemerinin taşı üzerinde bulunan kuş figürü dikkat çekmektedir. İçinde geçmişte zindan olarak kullanılan bir bölüm vardır. Burç 2004 yılında  Röleve Anıtlar Müdürlüğü tarafından restore edilmiş, sanatsal sergi alanı ve resepsiyon salonu olarak kullanılmaktadır.

Halk arasında Bırca Keçikê île ilgi söylenen bir mani.

Birca Keçikê zozan e (Kız Burcu yayladır)
Seyrangeha qîzan e  (Kızların seyrangahıdır)
Ez yara xwe nas dikim (Ben yarimi tanırım)
Tava hiva rezan e (Bağların ay ışığıdır)

Dağkapı Burcu (Derê Çiyê): Harput Kapı (Derê Xarpêtê) olarak da bilinir. Kapının sağında ve solunda ki burçlarda Bizans, Roma, Selçuklu, Arap ve Osmanlı kitabeleri yanında çok sayıda hayvan, bitki, üzüm salkımı,  haç, Güneş ve Kral Süleyman Mühürü’nün  kabartmaları yer almaktadır. Günümüzde alt katı sergi salonu  ve Turizm Danışma Bürosu olarak kullanılmaktadır.
Nur Burcu:  1089 yılında Selçuklu hükümdarı Melikşah tarafından yaptırılmıştır.  Mimarı Selamioğlu Urfalı Muhammed’dir. Kufi yazıyla yazılmış kitabesi ve çeşitli hayvan figürleriyle en zengin burçtur. Burç üzerinde uzun boynuzlu keçi ile koşan at figürlerindeki gelişmişlik dikkat çekicidir. Burcun kitabesinin yanında bulunan güvercin motifi ile bunun hemen altında bağdaş kurmuş bir şekilde oturan kısa saçlı, eli ile ayaklarını tutan çıplak kadın rölyefi ise İslami dönem egemenliği olmasına rağmen Diyarbakır’da sanatın ne kadar gelişkin olduğunu göstermektedir.

Kapılar (Derî)
Diyarbakır surlarının  4 ana kapısı vardır. Bunlar; Dağkapı, Mardinkapı, Urfakapı, Yenikapı’dır. İçkalede de Saraykapı, Küpelikapı, Fetihkapı ve Oğrunkapı olmak üzere 4 kapısı bulunmaktadır. Fetihkapı ile Oğrunkapı dışarıya, Saraykapı ve Küpelikapı ise şehrin içine açılır. Fetih ve Oğrun kapıları bugün kullanılmamaktadır.

Dağkapı (Derê Xarpêtê)  Kentin Harputa açılan kapısıdır Dağkapı olarak da bilinir. 1930 lu yıllarda dönemin valisi tarafından, kentin hava alması için Dağkapı Burcu ile Tek Beden burcu arasındaki iki burç ve yaklaşık  200  metrelik sur yıktırılmıştır.
Mardinkapı (Derê Mêrdînê) Eski kentin güneyindedir, Telkapısı ya da Tepekapısı denilmektedir. Kapı, onarılarak, kullanıma açılmıştır.
Urfakapı (Derê Ruhayê): Kentin batısındadır, Rumkapı veya Halepkapısı da denilmektedir. Urfakapı’da eskiden iki giriş varmış. Biri; demir kanatları hayvan başlı çivilerle süslü, üzerinde çift başlı kartal sembolü bulunan, Selçuklular tarafından onarılan, Melikahmet Caddesi’ne açılan kapıdır. Diğeri de Bizanslılar döneminde, Meryem Ana Kilisesi’ne doğrudan bağlantılı ve sadece rahipler ve rahibeler tarafından kullanıldığı bilinen taş kemerli kapıdır. Üçüncü kapı ise sonradan açılmıştır.
Yenikapı (Derê Nû): Kentin doğu kapısıdır, basık kemerli ve tek girişlidir. Kenti Dicle Nehri’ne bağlar. Bu nedenle Sukapısı ya da Dicle Kapısı olarak da bilinir.
 

İçkale (Kela Navîn)
Surların kuzeydoğu köşesinde yer alan İçkale de yerleşme, bölgenin ilk yerleşik halkı olan Hurri-Mitanniler (M.Ö 3700-3500) dönemine kadar inmektedir. İçkale, şehir surlarının Romalılar tarafından yapılmasıyla özel bir önem kazanmış ve her devirde yönetim merkezi olmuştur. İçkale’de yer alan höyük  arkeoloji literatüründe Amida Höyük olarak geçer; tarihi M.Ö. 6.000 yılına kadar iner, kentin ilk kurulduğu noktadır.
 İçkale’deki Artuklu Kervansarayı uzun bir dönem hapishane olarak kullanılmış ve  bir çok dengbêjin klamına konu olmuştur. Burada bulunan diğer tarihi mekanlar ise  2005 yılına kadar Jandarma Askeri Birliği  olarak kullanılmıştır.

 



Bu İçerik 11.09.2011 Tarihinde Diyarbakır Kalesi Kategorisinde Yayınlanmıştır